Farabi kimdir? Farabinin felsefesi ve eserleri nelerdir?

Farabi kimdir?: Farabi, Türkistan’ın Farab şehrinde doğmuştur. Ancak Farsça yazmış ve milliyetini kendi eserlerinde belli etmemiştir. Eski zamanlarda bugünkü gibi ulus algısı olmadığından, şehrinin adıyla anıldı. Onun zamanında Türk olmak entellektüel çevrede pek iyi karşılanmıyordu. Bu yüzden Türk olsa da bu gizlenmek durumundadır. Şehirlerde Türk korkusu vardır ve Türkler sadece savaşçılıklarıyla bilinmektedir. Öte yandan İslam ile birlikte Türk ve Fars kültürleri kaynaşmış ve herhangi birinden olmak benzer kültürel köklere sahip olmak anlamına gelmiştir.

Farabi’nin hayatı
Farabi (870-950) Matematik, botanik, tıp, musiki, felsefe ve mantık alanında eserler yazmış olan alim. 870 yılında Türkistan’ın Farab şehrinde doğmuştur. Asıl adı Ebu Nasır Muhammed İbn Türkan el Farabi olan Farabi aslen Türk’tür. Batı felsefe dünyasında Alfarabius adı ile bilinmektedir. İlk öğrenimini Farab’da görmüştür. Babasının tavsiyesiyle Bağdat’a ilim öğrenmeye gitmiştir. Burada Hristiyan filozof Ebu Bişr Metta bin Yunus’tan felsefe alanında dersler almıştır. Bu arada; Arapça, Farsça, Grekçe ve Latinceyi iyi derecede öğrenerek, Aristo ve Eflatun’un eserlerini defalarca okumuştur.

Gramer ve mantık da öğrenen Farabi daha sonra kendini tamamen felsefeye vermiştir. 941 senesinde Haleb’e giden Farabi, orada hüküm süren Hamdanoğullarından Seyfüddevle Ali adlı Türk Beyi’nin yanında kalmış ve vaktini felsefi düşüncelerini kaleme almakla geçirmiştir.

Farabi, ilimleri metafizik, matematik ve fiziki ilimler olarak üçe ayırmıştır. Onun bu metodu, Avrupalı bilim adamları tarafından da kabul edilmiştir. Ses olayının ilk mantıki açıklamasını yapmıştır. Havadaki titreşimlerin dalga uzunluklarına göre azalıp çoğaldığını, deneyler yapıp keşfetmiştir. Bu keşfiyle müzik aletlerinin yapımında gerekli olan kuralları da bulmuştur. Tıp alanında çalışmalar yapan Farabi, çeşitli ilaçlarla ilgili kitaplar da yazmıştır.

İdeal Kent Halkının Görüşleri adlı kitabında güçlü bir kişiliğin, sağlıklı bedenin, sağlıklı bir aklın, sağlıklı, güçlü bir ruhun ve sağlam bir ahlakın nasıl olacağını anlatmıştır. Tıp alanında yaptığı çalışmalarda sağlıklı bir bedene sahip olmak için neler yapılması gerektiğini araştırarak bu doğrultuda tıp ilmi için yedi esası tespit etmiştir. Özellikle insan bedenindeki tüm organların tanınması, hastalıkların çeşitlerinin bilinmesi, ilaçlarla ilgili detaylı bilgilere sahip olunması konularına öncelik vermiştir.

Farabi, birçok görüşüyle Kuran ve hadislerle bildirilen iman esaslarından ayrılmıştır. Görüş ve fikirlerindeki yanlışlık ve bozukluklar özellikle İmam-ı Gazali ve İmam-ı Rabbani gibi büyük İslam alimlerinin kitaplarında açık bir şekilde anlatılmıştır.

Farabi; mantık, matematik, felsefe ve müzik alanlarında kitaplar yazmıştır. 10’dan fazla eseri olduğu bilinmektedir.

Farabinin felsefesi nedir?

Farabi’nin felsefesi, Aristo felsefesine dayanan akılcı bir felsefedir. Farabi’ye göre evrendeki varlıkları bilen ve bundan yaşam için doğru anlamlar çıkaran kişi Tanrı’ya ulaşmanın yolunu bulmuştur. Bu nedenle gerçek filozoflar arasında düşünce ayrılığı olmayacağına inanır. Büyük İslam bilgin ve filozofları İbn Miskeveyh, İbn Sina ve İbn Rüşd onun yolunda yürümüş ve düşüncelerini geliştirmişlerdir. Farabi İslam’da siyasal felsefenin de temelini atmıştır. Farabi’ye göre kişi yetkinliğe ulaşabilmek için gereksinim duyduğu şeylerin tümünü tek başına sağlayamaz. Bunu ancak kişilerden birinin eksiğini öbürü ile tamamlayan toplum sağlayabilir. Bu nedenle birey toplum içinde yaşamadıkça yetkinliğe ulaşamaz. En üstün yetkinliğe ise ancak kentte ulaşılabilir. Farabi kentleri erdemli ve erdemsiz olarak ikiye ayırır. Erdemli kent aydın soylularca yönetilir ve başkanını seçimle saptar. Erdemi ise yardımlaşma doğurur. Erdemli toplum mutluluğa ermek için yardımlaşan toplumdur. Erdemsiz kentte ise güçlü ile güçsüz arasında sürekli bir çatışma vardır. Bu çatışma güçlünün egemenliği ile sonuçlanır. Yapıtlarını Arapça yazmış olan Farabi’nin din, metafizik, evrenbilim, mantık, doğa bilimleri, ahlak, astronomi, kimya, müzik alanlarını kapsayan yapıtları birçok dile çevrilmiştir. Bilimlerin tanımını, sınıflandırılmasını ve konularını içeren İlimlerin Sayımı (thsaü’lUlûm), “Erdemli kent” anlamına gelen elMedinetü’lFazıla, devlet yönetimi üzerine düşüncelerini içeren esSiyasetulMedeniye, erdem konusunu işlediği Mutluluğu Kazanma (Tahsilü’sSaâde) dilimize çevrilen yapıtlarındandır.

Farabi’nin Mantık ve bilgi kuramı
Farabi mantıkla ilgili eserlerini büyük ölçüde Aristoteles’in Organon’unu açıklama veya özetlemeye ayırmıştır. Kategoryalar (Kategoriai), Önerme (Peri Hermenias), Birinci Analitikler (Analitika Protera), İkinci Analitikler (Analitika Ustera), Topikler (Topika), «Sofist Çürütmeler Üzerine» (Peri Sofistikon Eleghon) ve «Konuşma Sanatı» (Tehne Rhetonike) üzerine yaptığı çalışmalar bunlardandır.

Ayrıca, o Yeniplatoncu filozof Porfirios ’un Kategoryalar giriş alarak yazdığı lsagoge’yi (Bisagoge) şerhetmiş; gerek bu çalışmalarında gerekse el-Elfâzu’l -Müstmele fi’l-Mantık ve İhsaû’l-Ulûm gibi kendi kitaplarında mantık sorunlarına geniş yer vermiştir. Farabi’nin mantığa yalnızca bilimsel düşüncenin arı bir çözümü olmayıp, aynı zamanda, dille ilgili değerlendirmeleri ve bilgi kuramıyla ilgili sorunları da içerir. Filozofa göre gramer yalnızca bir ulusun diline özgü olduğu halde mantık bütün uluslar için geçerli olan bir «insanlık aklı»nın anlatım yasalarını içerir. Mantığın yöntemi. sözdeki en yalın öğelerden en karmaşık öğelere, yani, sözcükten önermeyle, önermeden de tasıma gitmektir. Amacı bakımından mantık, insan zihninin sağlıklı düşünmesini. yanılgılardan korunmasını sağlayan ve insana gerçeğe ulaşmanın yolunu gösteren bir «ilim»dir. Dilde gramer, şiirde vezin neyse, mantığın düşünülürler (ma’kul ile ilişkisi de odur. Farabi mantığa iki yönlü katkıda bulunmuştur. Önce, İslam düşünce çevresinde Aristoteles mantığının tanınmasını ve doğru anlaşılmasını sağlamıştır. Mesela, Aristoteles mantığının yasalarını, Aristoteles’in kullandığı örnekler yerine, kendi toplumunun günlük yaşamından seçtiği örneklerle açıklar. İkinci olarak, Farabi, kendi deyimiyle İslam dünyasında “beş sanat” diye tanınan akıl yürütme yollarını yeniden tanımlar. Buna göre eğer akıl yürütme oh kesinliğe veya gerçekliğe götürürse buna «burhanî» (kanıtlayıcı), iyi niyete dayalı olarak kesinliğe benzer bir sonuca götürürse bu akıl yürütmeye «cedel» (diyalektik), art niyete dayalı olarak kesinliğe benzer bir sonuca ulaştırırsa buna «safsata». Olası bir sonuca götüren akıl yürütme yöntemine «hitabet» ruha zevk veya acı veren bir sonuca götürüyorsa bu akıl yürütmeye de ‘<şiir’> denir. Değişik konum ve koşullarda bu akıl yürütmelerin biri veya diğeri kullanılır. Mesela filozoflar ve bilginler burhana, ilahiyatçılar cedele. siyaset adamları hitabete dayalı tasımları kullanırlar. Farabi, Aristoteles’te görülen ve daha sonra İslam dünyasında gelenekleşen bir anlayışla, konusunun dış dünyadaki nesnelerle ilişkisi bakımından mantığı iki bölüme ayına

  1. Kavramlar ve tanımlarla ilgili sorunları kapsayan «tasavvurlar»
  2. Önermeler, tasımlar ve kanıtlar (burhanlar) ile ilgili konuları kapsayan «tasdikler»

Tasavvurlar, zihinde oluşan en yalın kavramları içerir. Bu kavramlar, olumlama veya yalanlamaya elverişli olmayan, zihinde doğuştan bulunan veya duyularla kazanılan zorunluluk, varlık, imkan gibi tikel formlardır. İnsan zihninin en kesin ve en yalın fıkirleri olan bu formların veya tasavvurların mantıktaki işlevi önermelere malzeme oluşturmalarıdır. Buna göre önermeler tasavvurları birbirine bağlanmasıyla oluşur ve böylece önermeler ya «tasdik» edilir ya da yalanlanır. En güçlü ve güvenilir önermeler, «Bütün parçadan daha büyüktür» gibi, aklın hiçbir deneysel kanıta gerek duymaksızın doğuştan benimsediği, kesinliği apaçık olan yargılardır. Bu tür önsel önermeler; matematik, metafizik ve ahlak için zorunlu ve açık seçik ilkelerdir. Mantık biliminde bu önermeler öncül olarak alınmak suretiyle bunlardan tasıma, tasımdan da kanıta (burhana) ve kanıtlanmış bilgiye ulaşılır. Böylece Farabi’ye göre mantığın asıl konusu bilinirlerden bilinmeyenin bilgisine ulaştıran kanıtlama (burhan) yöntemidir. Aristoteles mantığındaki kavramlar ve tanımlar (Kategoryalar), bunlardan önermeler oluşturma (Önerme) ve tasımlar (Birinci Analitikler) sadece kanıtlamaya (İkinci Analitikler) ve dolayısıyla kesin bilgi elde etmeye birer hazırlık değeri taşır. Çünkü kanıtlamanın temel amacı, bütün bilimlerde uygulanması mümkün olan zorunlu bilgilerin yasalarına ulaşmaktır.

Farabi, bilginin üç kaynağı olduğunu düşünür: duyu, akıl ve nazar. İlk ikisiyle bilgiye doğrudan doğruya, «düşünme» anlamına gelen sonuncusuyla da aracı önermeler ve spekülasyonlara ulaşılır. Her iki bilgi çeşidinde de apaçık bilgiye ulaşmanın aracı olan sezginin (hads) payı vardır. Buna göre sezginin de, biri duyular ve akılla ilgili, diğeri spekülasyonlarla ilgili olmak üzere iki çeşidi vardır. İlki dış dünyayı algılamamıza, ikincisi de varlık ve olguların ilkelerini kavramamıza olanak verir. Böylece kesin kanıtlama (burhan), zorunlu varlığı karşılayan zorunlu bilgiye götürür.

Farabi’nin doğa bilimleri kuramı
Farabi mantıktan yola çıkarak fizikle ilgili görüşlerini açıklar; metafiziği kozmoloji ve psikoloji ile, doğa bilimlerini de metafizik ve yine psikoloji ile birleştirir. Böylece Tanrı ile göklerin hareketleri, «gök akılları»nın mertebeleriyle de insan arasında kopmaz bir bağ kurar. Sonuçta, tüm varlık katmanları arasında ve yine bunlarla ilgili bilgiler arasında kurduğu sıkı ilişki, onun sisteminin birlik ve bütünlüğünü oluşturur.

Farabi, doğa bilimleri alanlarında yazdığı Kitâbü’s-Semâ, El-Asâru’l-Ulviyye, Kitâbül-Meâdin, Kitâbun Nebat, Kitâbun-Nefs, Es Sıhhatü ve ‘l-Maraz , El-Hissü ve ‘l- Mahsus gibi eserlerinde Aristoteles’in ustukuslar (öğeler) ve onların maden, bitki ve hayvanların fiziksel bileşimleri üzerindeki rolüne ilişkin görüşlerini inceler; aynı şekilde, insanın hayvanlar âlemiyle biyolojik ve ruhsal benzerlik ve ortaklıklarını araştırır; bu bağlamda canlılık oluşumları ve büyümeyi açıklar. Farabi, doğa bilimleriyle ilgili incelemeleri arasında gökcisimlerini ve meteorolojik olayları da kısaca açıklarken, yine Aristoteles’e uyarak doğa bilimlerinin bir kolu saydığı psikolojiye oldukça geniş yer verir.

Farabi, kendisinden önceki düşünürlerin Pitagoras ve Demokritos’tan aldıkları doğa felsefesine karşı çıkar; bu felsefenin temelini oluşturan boşluk ve atom görüşünü de kesinlikle reddeder; bunun yerine Aristoteles’in madde ve suret (form) kuramını benimser. Bu düşünceye göre maddeyle suretin birleşmesinden cevher doğar. Madde, bütün değişimlerine karşın yokluk kabul etmez. Üç boyutun sonlu olması evrenin de sonluluğunu gösterir. Filozofumuz doğa görüşünde tam bir belirlenimcidir (determinist) ve bu durum onun metafizik alandaki belirlenimci anlayışının bir sonucudur. Ona göre, Tanrı’nın eylemleri de dahil olmak üzere hiçbir olay nedensiz ve keyfi olarak meydana gelmez. Tüm olayların nedenleri en sonunda Tanrı’nın eylemlerine, bu eylemler de O’nun en iyi kuşatan bilgisine dayanır. Tanrısal eylemlerin nedeni de O’nun en iyi hakkındaki bilgisidir.

Matematik bilimlerin aritmetik, geometri, perspektif (menazır), astronomi, musiki, dinamik ve mekaniği kapsadığını düşünen Farabi’ye göre tüm bu bilimlerin her birine özgü soyut kavramları, terimleri ve ilkeleriyle ilgili bir kuramsal yanları, bir de [herhangi bir nesnel alana uygulanmasına ilişkin pratik yanları vardır. Birçok eski düşünür gibi Farabi de gökcisimlerinin yeryüzündeki olaylar üzerinde belirli nedensel işlevleri ve etkileri bulunduğunu düşünür. Bu etkilerin bir bölümü astronomik hesaplamalar yoluyla belirlenebilir. Mesela bazı yeryüzü bölgelerinin güneşe yakınlıklarıyla ısı dereceleri arasında matematiksel bir ilişki bulunduğu saptanır. Ancak gökcisimlerinin yeryüzü ve oradaki varlıklar üzerinde astronomik hesaplarla belirlenemeyen etkileri de vardır. Işte astrolojideki kehanetler bunlarla ilgilidir ve bu kehanetler bilimsel dayanaktan yoksun birer tahminden ibaret olup rastlantısal olarak doğru da çıkabilir. Şu halde, Farabi’nin örneğiyle, böyle durumlarda bir zorunluluktan söz edilemeyeceği için, görüşümüzle Güneş arasına Ay’ın girmesiyle ortaya çıkan güneş tutulması gibi göksel olayları mutluluk veya felaket nedeni saymak ahmaklıktan başka bir şey değildir.

Farabi’nin psikoloji ve akıl kuramı
Farabi, bir yandan, Aristoteles gibi psikolojiye doğa bilimleri içinde yer verirken, öte yandan onu metafizik ve tasavvufa bağlar. Filozofa göre insana yetkinlik ve ayrıcalık kazandıran ruh (nefs), ruha yetkinlik kazandıran da akıldır; böylece; insanı insan yapan da akıldır. Akıl, çocuğun ruhunda potansiyel olarak (bilkuvve) vardır, ve bu aklın ilk mertebesidir. Aksi işlevsel (bulut) düzeyine tahayyül e duyular aracılığıyla cisimlerin formlarını algılayarak ulaşır. Ancak, bu geçiş, insanın salt kendi eyleminin sonucu değil, mertebe bakımından «insansal akıl»’dan üstün durumda bulunan, kozmolojik bir varlık olan ve Etkin Akıl (ay feleğinin aklı) denilen metafizik üç sayesindedir. Böylece, insan aklının bilgisi, kendi bağımsız işleyişinin bir sonucu olmayıp bir bakıma yukarıdan sunulmuştur. insana düşen, zihinsel ve ahlaksal çabalarıyla ruhunu, bu bilginin kendisinde yansımasına elverişli duruma getirmesidir. Bu sayede aklımız, Etkin Aklın ışığı altında cisimlerin tümel formlarının algılamak ,böylece duyumlar gelişerek rasyonel bilgiye dönüşmektedir. Aslında duyum (ihsas), yalnızca maddesel yapısından soyutlanmış formların kazanılmasından ibarettir. Maddesel dünyanın üstünde bulunan formların ve tümel kavramların asıl kaynağı göksel akıllardır; şu halde insan bilgisinin kaynağı da fizik ötesindedir. İnsan aklı üçüncü ve en ileri gelişme aşamasında, göksel akılların sonuncusu ve dünyadaki olup bitenlerin yakın nedeni olan Etkin Akıl ile bağlantı (ittisal) kurar ve ondan aldığı bilgilerle «alıcı (müstefat) akıl» düzeyine ulaşır. İnsan aklının bu Etkin Akıl ile bağlantı kurması onun en son amacı ve en yüksek mutluluğudur.

Farabi’nin ahlak ve siyaset kuramı
Farabi’nin genel felsefesindeki rasyonalizm (akılcılık) ahlak felsefesine de hakimdir, çünkü, ona göre, ruhun arınmasına yani ahlaksal gelişmeye yalnızca bedensel davranışlarla değil, daha önemli olarak akıl yoluyla ve zihinsel çabalarla ulaşılır. Farabi felsefesinde hayatın veya insan ruhunun en yüce amacı olan mutluluğa ulaşmanın birinci koşulu «akılsal ve düşünsel erdemler»dir. Akıl ve düşünce yoluyla kazanılan «hikmet»de her şeyden önce metafizik bilgiler bütünüdür, çünkü o, varlıkların en üstünü hak kındaki en değerli bilgidir; ve o, etik Varlık» üzerine bir bilgidir. Yine hikmet, varlıkların Tanrı’dan nasıl ve ne ölçüde gerçeklik ve yetkinlik aldıkları hakkındaki bilgidir. İlk Varlık’tan yetkinlik ve üstünlük alanlardan biri de insan olduğu için hikmet, aynı zamanda insanın kendi yetkinliği ve erdemleri üzerine bir bilgidir. İnsanın ahlak bakımından en üstün amacı mutluluk olduğuna göre Tanrı’dan başlayarak varlıklar ve gerçekler hakkında edinilen bilgilerin toplamı olan hikmete ulaşmak insanın vazgeçilmez ahlaksal görevidir. Böylece hikmet, tüm ahlaksal erdemlerin de en üstünüdür.

Farabi’rıin felsefesinde bütün amaçların en yüksek noktasını oluşturan ve insana gerçek mutluluğunu kazandıran Etkin Akıl ile «bağlantı» (ittisal) kavramı, onun siyaset ve ahlak felsefesini de belirleyen anahtar terimdir. Çünkü, filozof, insanın sosyal bir varlık olduğu şeklindeki Aristotelesçi tezi kullanarak, düşünsel ve ahlaksal yetkinliklerin ancak bir toplum içinde kazanılabileceğini> bunun da, bir bedenin bütün organları arasında bulunan bir uyum ve yetenekler birliği gibi, bir siyasal organizasyonla gerçekleşebileceğini düşünmüştür. Bu nedenle Farabi’nin sisteminde metafizik, ahlak ve siyaset kesin olarak bir bütünlük- taşır. Bu bütünlük, başta temel eseri El-Medînetü’l-Fâzıla olmak üzere, birçok eserinin yazım sistemine de yansımıştır. Onun, «siyaset» kavramını ikinci bir anahtar terim olarak ısrarla yinelemesi, belirtilen bütünleştirici yaklaşımından kaynaklanmaktadır. Çünkü, Tanrı’nın bütün evreni yönetmesiyle devlet başkanının (imam) ülkesini ve halkını yönetmesi, ruhun (nefis) da insanın varlık bütünlüğünü yönetmesi arasındaki benzerliği siyaset sözcüğünden daha iyi ifade edebilecek başka bir kavram yoktur. Bu anlayışla olmalıdır ki filozofumuz, Ihsau’l-Ulüm’da bilimleri tasnif ederken ahlaki siyaset biliminin bir kolu olarak göstermiştir.

Farabi’ye göre ahlak, insanda erdemlerin ve güzel işler yapma olanağı sağlayan yatkınlıkların gelişmesini sağlayan bir disiplindir. Psikolojik olarak her insanda erdem (fazilet) veya erdemsizlik (rezilet) denilen birtakım yetenekler mutlaka bulunur. Ahlak eğitiminin görevi erdemleri etkin kılmak, erdemsizlikleri de etkisiz hale getirmektedir. Bu eğitimin temel yöntemi «ikna»dır; «zorlama» (ikrah) yöntemine nadiren ve geçici olarak başvurulmalıdır. Kuşkusuz ahlakın temel amacı olan mutluluğu ancak erdemlerin dışa yansıması olan güzel eylemlerle yakalamak mümkündür; bununla birlikte, bu tür eylemlerin mutluluğa götürebilmesi için ayrıca şu iki koşulun da bulunması gerekir:

  1. Güzel eylemler isteyerek ve seve seve yapılmalıdır;
  2. Güzel eylemler hayat boyunca her zaman ve her durum da yapılmalıdır.

Farabi’nln ahlak felsefesinde, daha sonra İngiliz hazcılarında görüldüğü gibi bir tür lezzetler ve elemler sayımı da benimsemiştir. O, temelde duyusal hazlara önem vermemekle birlikte, yapıldığı zaman verdiği duygunun değeri ve ölçüsü ne olursa olsun, sonunda lezzet veren eylemin yapılmasını, bir eylem hem lezzet hem de elem verecek nitelikteyse, bunlardan hangisinin daha güçlü olduğunun göz önüne alınmasını önerir. Gelecekteki mutluluk uğruna şimdiki zevk ve hazlardan vazgeçmek sağlıklı düşünme ve irade gücüne sahip olmayı gerektirir. Farabi, bu iki yeteneğe sahip olanı «özgür insan», bunlardan yoksun olanı da hayvansal insan diye niteler. Farabi siyaset ile ahlak arasında kurduğu sıkı ilişki nedeniyle Tasilü’s-Saâde adlı eserinde siyasal lideri bir ahlak prototipi, önderi ve öğretmeni olarak görmüştür.

Farabi’nin metafizik görüşü
Farabi’nin ontolojisi ve felsefesinin temelini onun Tanrı hakkındaki görüşleri oluşturun Buna göre, gerçeğin zirvesinde «zorunlu varlık» (vâcibü’l-vücüd) olan Tanrı bulunur. 0, Bir’dir ve bir bakıma her şeydir. Çünkü, O, bütün varlıkların dayanağı ve varlık nedenidir; varlığın başka hiçbir şeye borçlu değildir; tersine her şeyin varlığı O’ndan gelmektedir. Çünkü bir varlık ya «mümkün» veya «zorunlu» (vücib) olur; üçüncü bir şık düşünülemez. Mümkün olan, var olması için kendisinden önceki bir nedene (illet) muhtaçtır. Mantıksal olarak nedenler dizisi bir ilk nedende durmak zorundadır ve bu İlk Neden’in de bir nedeni olmayacağı için O, zorunlu ve nedensiz varlıktır; bundan dolayı da sonsuz varlıktır; yine 0, ezelden beri etkindir; salt gerçek ve salt iyidir. Var olan her şey, kozmolojik bir düzen içinde ve zorunlu olarak O’ndan taşmaktadır (feyz, sudür); O’nun «bilgisi, inâyeti ve cömertliği»nln sonucudur. O, bütün düşünce ve tasavvurların üstünde bir gerçektir; bu yüzden O’nun ne olduğunu değil, ne olmadığını düşünebiliriz.

Farabi’nin yaşamı ve yapıtları
871 yılında Türkistan’ın Fârâb şehri yakınlarındaki Vesiç’te dünyaya gelen Fârâbî, Latin Ortacağı’nda Alfarabius ve Abunaser adlarıyla anılır. Ailesi hakkında bilgi bulunmayan filozofun, dönemin önemli eğitim ve kültür merkezlerinden biri olan Fârâb’da iyi bir tahsil gördüğü anlaşılmaktadı r. Bir süre kadı (yargıç) olarak çalışan filozof, bilinmeyen bir tarihte memleketinden ayrılarak hayatı boyunca sürecek olan ilim seyahatine çıkmıştır. Fârâbî önce Buhara, Semerkant, Merv ve Belh gibi önemli merkezlerde bulunmuş, kırklı yaşlarının başında Bağdat’a intkal etmiştir. Ortaya çıkan karışıklıklar onun Bağdat’ı terkederek Dımaşk’a, oradan da Halep’e gitmesine yo açar. Mısır’a yaptığı kısa seyahatten döndükten sonra 950 yılı Aralık ayında Dımaşk’ta vefat eder. Özellikle mantık alanındaki üstün başarılarından ötürü, “Muallim-i Evvel” (İlk Hoca) Aristoteles’ten sonra “Muallim-i Sânî” (İkinci Hoca) unvanıyla anılan Fârâbî, geriye 43’ü günümüze ulaşan 100’e yakın eser bırakmış olup bunlardan bazıları şunlardı r: İlimlerin Sayımı, İdeal Devletin Yurttaşlarının Görüşlerinin İlkeleri, Felsefe Öğreniminden Önce Bilinmesi Gereken Konular, Siyaset Felsefesine Dair Görüşler, Mutluluk Yoluna Yöneltme, Mutluluğun Kazanılması, Giriş/Îsâgûcî, Mantığa Başlangıç/et-Tavtıe fi’l-mantık.

Farabi’nin eserleri kitapları

  1. Ta’lim-üs-Sani,
  2. İksa-ül-Ulum vet-Ta’rif bi Ağradiha.
  3. Kitabu Füsus-il-Hikem,
  4. Kitabus-Siyaset-il- Medeniyye,
  5. Ki-tab-üs-Saade,
  6. Er-Risale fi Ehl-il Medeniyyet-il-Fadıla,
  7. Er- Risale fi İsbat-il-Müfarekat,
  8. Kitab-ül-Musiki-il-Kebir,
  9. Ki-tab-ül-Muğni fil- Edviyet-ül-Müfrede

Farabi hakkında yazılmış kitaplar..

Farabi sözleri

  • Hiçbir şey kendiliğinden yok olmaz, böyle olsaydı var olmazdı.
  • Önce doğruyu bilmek gerekir. Doğru bilinirse yanlış da bilinir ama önce yanlış bilinirse doğruya ulaşılamaz.
  • Hiçbir şey kendi kendinin nedeni olamaz, çünkü nedenin kendisi oluşandan öncedir.
  • İyi bir insan öldüğünde ona ağlamayın. Asıl onu kaybeden topluma ağlayın.
  • Sevginin kurduğu devleti adalet devam ettirir.
  • Erdemlerin en büyüğü bilimdir.
  • Yalancı bilge, kalp akçe gibidir.
  • Uzun konuşanı kısa dinlemek lazım.
  • Bir eylemin ahlaklı olduğunu bilip de ona uygun davranmayan kişi, o eylemin ahlaklı olduğunu bilmeden ahlaklı davranan kişiden daha üstündür.
  • Evvela doğruyu bilmek gerektir; doğru bilinirse yanlış da bilinir ama evvelâ yanlış bilinirse doğru bilinmez.

Arkadaşlarınla Paylaşır mısın?

Farabi kimdir? Farabinin felsefesi ve eserleri nelerdir? hakkındaki aklınıza takılan soruları aşağıdan sorabilir, Farabi kimdir? Farabinin felsefesi ve eserleri nelerdir? için bilgi alabilirsiniz..

Farabi kimdir? Farabinin felsefesi ve eserleri nelerdir? hakkında 2 yorum:

Farabi kimdir? Farabinin felsefesi ve eserleri nelerdir? hakkında Yorum Yap!

"Farabi kimdir? Farabinin felsefesi ve eserleri nelerdir?" bilgisi faydalı oldu mu?


PAYLAŞ!