Yazılı kompozisyon türleri nelerdir? Nasıl yazılır?

0

İyi ve güzel yazabilmek sabır ve titizlik ister. İnsan, iyi yazmayı çabuk yazmakla öğrenemez. Aksine, iyi yazarak, çabuk yazmayı öğrenir. Bunun için yazılı anlatımda başarılı olabilmek, yazılı kompozisyon ilkelerini bilmek ve bunları yazma çalışmaları ile geliştirmek gerekir. İyi yazı yazmak; “İyi düşünmek, doğru duymak, uygun anlatmak, aynı zamanda düşünce, ruh ve beğeni (zevk) sahibi olmak” demektir. İyi ve başarılı yazı yazabilmek için önce, doğru düşünmek ve duymak, sonra da en iyi biçimde bunları anlatabilmek gerekir. Yani, “yazmadan önce, düşünmeyi öğrenmek” başta gelen özelliktir.

Güzel yazmak bir sanattır. Özel bir yetenek ister. Örneğin; şiir, hikâye, roman yazmak… Fakat, iyi ve doğru yazmak ise, yeteneğe bağlı değildir. Yazma zevk ve alışkanlığına sahip olan, yazma tekniğini ve dil kurallarını bilen, plân ve paragrafların oluşmasıyla ilgili gerekli deneyimi bulunan herkes, zamanla başarıya ulaşır. İyi yazmak, kolay bir iş değildir. Kişinin kendini yetiştirmesi, geliştirmesi ve düzeltmesi gerekir. Yazıda, iki türlü ifade şekli vardır:

1) Nazım

Nesirden farklı olarak, genellikle ölçülü, kafiyeli dizelerden oluşan ifade şeklidir. Nazımla oluşmuş eserlere Manzume adı verilir. Her manzume, şiir değildir.

Şiir: Duygu, düşünce ve hayallerin nazım yoluyla ahenkli ve etkili olarak anlatıldığı kompozisyon türüdür (edebî türdür). Şiir yazabilmek için şu özelliklerin bulunması gerekmektedir:

  •  Şiir yazacak kişi, her şeyden önce büyük bir bilgi birikimine sahip olmalıdır. Bu bilgileri kendi arasında sınıflandıracak olursak şunlar ortaya çıkmaktadır: İçinde yaşamış olduğu toplumun genel yapısını, geçmişini, gelenek ve göreneklerini, kutsal bildiği değerleri iyi bilmelidir. Şiirinde, bu değerlere ters düşecek ifadelerden uzak durmalıdır. Dil bilgisi, imlâ (yazım) kuralları ve noktalama işaretlerini hem teoride, hem de uygulamada iyi bilmelidir. Zengin kelime hazinesine sahip olmalıdır. Kültür dilinde bulunan kelimeleri, şiirde kullanmasa da okuyup anlayabilecek düzeyde bilmelidir. Yani, kültür dili bilincine sahip olmalıdır. Şiirinde kullanacağı kelimeleri seçerken; yaşayan, anlaşılan kelimeler olmasına dikkat etmelidir.
  •  Şiir yazacak kişi, üstün bir deneyime sahip olmalıdır. Bu nedenle, başka şairlerin şiirleri çok okunmalı; şiir yazma denemesi çok yapılmalıdır. Yazdıkça, daha güzel şiirlerin oluşacağı unutulmamalıdır.
  •  Şiirin üç önemli unsuru vardır: “Duygu, düşünce ve hayal”. Şair, bunlardan birini ön plâna çıkarabilir.
    Düşünceyi ön plâna çıkaran şairlerde, ideolojik endişeler önemlidir. (Örnek: Tevfik Fikret, Ziya Gökalp, Mehmet Âkif ERSOY, Nazım Hikmet, Necip Fazıl KISAKÜREK vb.) Duygu ve hayali ön plâna çıkaranlarda ise estetik yapı (güzellik) önemlidir. (Örnek: Cenap Şahabettin, Ahmet Haşim vb.) Bazen de duygu ve hayal coşkunluğu içinde düşünceyi uyumlu bir şekilde öne çıkaran şairler görülmektedir. (Örnek: Yahya Kemal BEYATLI vb.) Şiir yazacak kişi, bu ana unsurlardan hangisine ve nasıl önem vereceğini iyi bilmelidir. Ayrıca, düşüncenin çok açık olduğu (sırıttığı) şiirlerin herkes tarafından her çağda tutulmayacağına dikkat edilmelidir.
  •  Bunların ötesinde, şiir yazmanın bir yetenek olduğu unutulmamalıdır.

2) Nesir (düz yazı)

Duygu, düşünce ve hayallerin dilgilgisi kurallarına uygun cümleler içinde anlatılması şeklindeki edebi eser. Edebiyatın iki anlatım yolundan biridir. Diğeri nazımdır. Nesirde aklın kontrolü altında duygu, düşünce ve hayallere yer verilir. Nazımdan daha geç doğmuştur. Düşüncelerin fadesi için nazımdan çok daha zengin imkanlara sahiptir.


  • Hikâye: İnsanları duygulandırmak ve heyecanlandırmak için onların başlarından geçmiş veya geçebilecek olayları sanatlı bir dille ve kısa biçimde anlatan yazılara denir. Hikâyenin ögeleri olay, zaman ve çevre olmakla birlikte temel unsur “olay”dır.
  • Roman: Gerçek ya da kurmaca bir olayı; yere, zamana ve kişilere bağlayarak uzun soluklu anlatan eserlerdir.
  • Tiyatro: Hayatta geçmiş ve geçebilecek olayların taklit ve benzetme yoluyla belli yerlerde ve seyirci karşısında canlandırılması demektir.
  • Senaryo: Bir filme konu olacak olayın, hikâyenin, romanın sinema tekniğine göre sahnelere bölünerek açıklamalar ve diyaloglar tarzında hikâye edildiği yazılardır. Senaryo, sesli filmler çekilmeye başlandıktan sonra ortaya çıkan ve teknik imkanların sinemada her geçen gün daha fazla kullanılmasıyla gittikçe önem kazanan bir türdür.
  • Masal: Olağanüstü kahramanların başlarından geçen olağanüstü olayların yer ve zaman belirtilmeden anlatıldığı edebiyat türüne “masal” denir.
  • Fabl: Sonunda ders verme amacı güden, genellikle manzum öykülerdir. Fablların kahramanları genellikle hayvanlardır. Ama bu hayvanlar insanlar gibi düşünür, konuşur ve tıpkı insanlar gibi davranır.
  • Hatıra (Anı): Bir kimsenin başından geçen ya da kendi döneminde ortaya çıkan olay ve olguları gözlemlerine bağlı kalarak anlattığı yazı türüdür.
  • Günlük: Öğretmeye bağlı, gerçekçi anlatım türlerinden biri olan günlükler, bir kişinin önemli ve kayda değer bulduğu olayları , gözlem , izlenim duygu düşünce ve hayallerini günü gününe tarih belirterek anlattığı yazdığı yazı türüdür.
  • Gezi Yazısı (Seyahatname): Gezi yazısı edebiyatta gezilip görülen yerler hakkında yazılan yazılardır. Kişinin gezi esnasında gördüğü yerler, tanıştığı insanlar hakkında gezi esnasında aldığı notlardır.
  • Haber: Gazetelerde, dergilerde, meslek kuruluşlarının belli aralıklarla yayınladığı bültenlerde, radyo ve televizyonlarda belli zaman aralıklarıyla çıkan bültenlerde halka duyurulmak üzere yayımlanan yazılara haber yazısı denir.
  • Röportaj: Bir konu hakkında belli kişilerin görüşlerini öğrenmeye dayalı anlatı türüdür. Amaç bir yeri tanıtmak, bir şeyi araştırmaktır.
  • Makale: Makale, belirli bir konuda, bir görüşü, bir düşünceyi savunmak ve kanıtlamak için yazılan yazı türüne denir.
  • Fıkra: Bir yazarın herhangi bir konu veya günlük olaylar hakkındaki görüşlerini, düşüncelerini ayrıntılara inmeden anlattığı gazete ve dergilerde yayımlanan kısa fikir yazılarına Fıkra denir.
  • Sohbet (söyleşi): Bir yazarın, kişisel görüş ve düşüncelerini fazla derinleştirmeden, muhatabıyla konuşuyormuş hissini verecek bir üslupla makale planında yazdığı fikir yazısına sohbet (söyleşi) denir.
  • Deneme: Bir insanın herhangi bir konuda duygu, düşünce ve görüşlerini paylaşmak amacıyla kesin hükümlere varmadan samimi bir üslupla yazdığı yazılara deneme denir.
  • Eleştiri: Bir sanat eseri, sanatçı veya düşünce üzerinde olumlu veya olumsuz görüşlerin ortaya konduğu, bunların değerleri hakkındaki yargıların örnekler ve gerekçelerle ortaya konduğu yazı türüdür.
  • Hayat Hikâyesi (Biyografi): Edebiyat, sanat, siyaset, ticaret gibi alanlarda haklı bir üne kavuşmuş, tanınmış insanların hayatlarını, eserlerini, başarılarını okuyucuya duyurmak amacıyla yalın bir dille, tarafsız bir görüşle yazılan inceleme yazılarına denir.
  • Otobiyografi: Bir kişi hayatıyla ilgili dönemleri bütün ilginç yönleriyle geniş şekilde kendisi yazarsa buna “otobiyografi (öz yaşam öyküsü)” denir.
  • Monografi: Ünlü bir kimsenin hayatını, kişiliğini, eserlerini, başarılarını ayrıntılarıyla ele alan veya bilimsel bir alanda özel bir konu ya da sorun üzerine yazılan inceleme yazısına monografi (tek yazı) denir.
  • Portre: Bir kimseyi karakteristik özellikleriyle okuyucuya tanıtmak amacıyla yazılan edebi yazılara “portre” denir.
  • İnceleme: Bir eserin bir yazının bir sorunun veya bir olayın özelliklerinin ayrıntılarının araştırılarak sözlü veya yazılı olarak ifadesine inceleme (tahlil) denir.
  • Bildiri: Araştırmacıların kendi alanlarıyla ilgili bir konuda, yenilik getirmek, özgün bir buluşu ortaya koymak ve akademik amaçlı bir toplantıda sunmak üzere, bilimsel bir dille hazırladıkları sunum bildiri ya da tebliğ olarak adlandırılır.
  • Rapor: Herhangi bir konu ya da sorun üzerine yapılan inceleme ile ilgili durumu ve sonucu belirtmek üzere yazılan yazılara rapor denir.
  • Tutanak: Muhtelif toplantılarda yapılan konuşmaları söylenen sözleri herhangi bir olayın şekil ve sonuçlarını bildiren imzalı yazılara tutanak denir.
  • Fezleke: Fezleke, herhangi bir kararın ya da sorunun kısa ve öz olarak anlatılmasıdır.
  • Mektup: Genel anlamda mektup, birbirinden uzakta bulunan kişilerin duygu, düşünce, istek, dilek ve olayları duyurmada başvurdukları bir yazıdan oluşan haberleşme aracıdır. Herhangi bir düşüncenin, görüşün veya bir tezin savunulması halka duyurulması amacıyla gazete ve dergilerde yayınlanan edebî mektuplar da vardır.
  • Dilekçe: Bir isteği, bir şikâyeti duyurmak veya herhangi bir konuda bilgi vermek için resmî veya özel kurum ve kuruluşlara, gerçek ve tüzel kişilere yazılan imzalı başvuru yazısıdır.
  • Davetiye: Toplantı, nişan, düğün ve açılış gibi tören ve etkinliklere katılması arzu edilen kişilere çağrı amacıyla yazılan çok kısa mektuplardır.
  • Özgeçmiş: Herhangi bir kurum veya kuruluş tarafından özel bir amaçla istenen ve kişinin hayatını, yeteneğini, iş yapma gücünü ortaya koyan (belgeleyen) tanıtım yazısına öz geçmiş denir.
  • İlan: Bir durumu halka duyurmak için, çeşitli basın ve yayın araçları veya afişlerle yapılan açıklama, duyuru.
  • Reklam: Bir şeyi geniş yığınlara tanıtmak, beğendirmek ve böylece o şeyin daha çok istenmesini, alınmasını, satılmasını sağlamak için söz, yazı ve benzeri araçlarla yapılan her türlü tanıtma çabası.

Arkadaşlarınla Paylaşır mısın?

Yazılı kompozisyon türleri nelerdir? Nasıl yazılır? hakkındaki aklınıza takılan soruları aşağıdan sorabilir, Yazılı kompozisyon türleri nelerdir? Nasıl yazılır? için bilgi alabilirsiniz..

"Yazılı kompozisyon türleri nelerdir? Nasıl yazılır?" bilgisi faydalı oldu mu?


Yazılı kompozisyon türleri nelerdir? Nasıl yazılır? hakkında Yorum Yap!

PAYLAŞ!