Kaside Nedir? Kasidenin özellikleri, çeşitleri ve bölümleri nelerdir?

Edebiyat 885 6 dk 1
Kaside Nedir? Kasidenin özellikleri, çeşitleri ve bölümleri nelerdir?
Kaside Nedir? Kasidenin özellikleri, çeşitleri ve bölümleri nelerdir?

Kaside nedir?: Kasideler, genellikle birini övmek ve yermek amacıyla yazılan şiirler, daha çok din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla yazılan divan edebiyatı şiirlerdir. Kaside şairlerine kaside-gü (kaside söyleyen), kaside-sera ya da kaside-perdaz (kaside yazan) denir. Çok katı bir kalıpla yazılan kasideler, 6 bölümden oluşur. Türk edebiyatında 13. yüzyılda kullanılmaya başlanır. Nazım birimi beyittir. Beyit sayısı 33-99 arasında değişir. Kasidenin ilk beyitine matla denir. Şair kasidesi içinde matlayı tekrar ederse tecdid-i matla denir. Matlayı birden çok tekrar ederse bu zat-ül metali veya zül metalidir. Kasidenin son beyitine makta , şairin mahlasının bulunduğu beyite taç beyit denir. Kasidenin en güzel beyiti beyt-ül kasid olarak isimlendirilir.

Arap Edebiyatında ilk dönemlerden beri kullanılan çok önemli ve yaygın bir nazım şeklidir. Kaside sözcüğünün anlamı “kastetmek, yönelmek”tir. Edebiyatımızda, din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla, belirli kurallar içinde yazılan uzun şiirlere kaside denir.

Kasidenin özellikleri nelerdir?

  1. Kasidenin ilk beyiti mukaffa-musarradır. Yani ilk beytin mısraları birbiri ile kafiyelidir. ( aa- ba- ca- da… gibi)
  2. Kasideler, mürettep divanlarda en başta yer almaktadır. Bunda en büyük etken kasidenin uzun bir nazım şekli olmasıdır.
  3.  Kasidenin en güzel beyitine Şâh-Beyt ya da Beytü’i Kasid denir. Kasidede şairin adının geçtiği beyite ise Taç Beyit denir. Bir kasidede taç beyit genellikle makta yani son beyittir ancak birçok kasidede maktadan bir önceki beyitte de şairin mahlası yer almıştır.
  4.  Gazellerde anlam beyitte iken kasidelerde anlam tüm şiire yayılmıştır.
  5.  Kasidelerin beyit sayısı konusunda esasen mutlak bir birlik yoktur, ancak birçok kaynakta 33 ile 99 beyit arasında kaside yazıldığı yer almaktadır.
  6.  Kaside, uzun bir nazım şekli olduğu için şairler, bazen durağanlaşan ahengi canlandırmak isterler. Bu amaçla matla yani ilk beyit ile kafiyeli bir ya da birkaç beyit söyleyerek ahengi canlandırmaya çalışırlar. Söz konusu bu beyitlere “Tecdîd- i Matla” veya Zat’ül Matla” denilmektedir.
  7.  Belli bir konu bütünlüğü ile yazılan kasidelerde kimi zaman bir konu yeknesaklığı oluşmaktadır. Şairler, bu yeknesaklığı gidermek için kasidenin konu alanı dışına çıkarak bir ya da birkaç beyit gazel söylerler. Buna tegazzül denir. ( Çoğu kaynakta tegazzül kasidenin bir bölümü gibi anlatılır ancak bu yanlış bir bilgidir. Tegazzül, bu maddede anlatıldığı gibi kaside içinde konu yeknesaklığını gidermek için yazılan bir gazeldir.

Divan Edebiyatında Kasidenin Tarihi

  • Türk edebiyatında ilk örnekleri 13. yüzyılda görülür. Mevlânâ’nın Divan-ı Kebir’inde üç yüz kadar kaside vardır. 14 ve 15. yüzyıllarda Âşık Paşa, Ahmedî, Şeyhî, Necati Bey ve Ahmet Paşa kaside nazım biçimiyle şiirler kaleme almışlardır.
  • 16. yüzyılda Baki, Fuzulî, Hayalî, Nev’î bu türde şiirler kaleme almışlardır. Osmanlı’nın en parlak döneminin bu olduğunu düşünürsek bir övgü şiiri olan kasidenin de bu dönemde çok önemli bir yer teşkil ettiğini söyleyebiliriz.
  • Bağdatlı Ruhî, kasideleriyle tanınan bir şairdir. Son derece sade ve akıcı bir üslûpla kaleme almıştır.
  • Fuzuli’nin Hz. Muhammed için yazdığı “Su Kasidesi” bu türün en önemli örneklerindendir.
  • 17. yüzyıla geldiğimizde bu türün en önemli şairi olarak Nef’’i’yi söyleyebiliriz. Ayrıca Na’ili de önemli şairlerimizdendir.

Kasidenin Bölümleri:

  1.  Nesib (teşbib): Giriş bölümüdür. Kasidenin tasvir bölümüdür. Burada, asıl konuya geçilmeden önce ramazan, bayram, bahar, yaz, savaş gibi konular ele alınır.
  2.  Girizgâh: Kasidenin ikinci bölümüdür. Asıl konuya giriş için uygun bir ortam hazırlama yani giriş bölümüdür.
  3.  Medhiye: Bu bölümde şair kimi övecekse onun yüceliklerini, başarılarını, erdemlerini anlatır. Bu bölümde abartı ve ağır bir anlatım göze çarpar.

    O sultan ki cism-i cihân cânıdır

    Zamânın zamân-ı baharıdır.ü

  4.  Fahriye: Şair bu bölümde kendini ve şiirini över. Abrtılı bir anlatım söz konusudur.
  5. Tegazzül: Şair zaman zaman monotonluğu kırmak için kasidenin içinde, aynı ölçü ve uyakla gazeller yazar. Bu gazelin yazıldığı yer, tegazzül bölümüdür.
  6.  Taç: Şair bu bölümde mahlasını ( Şiirdeki ad, takma ad) kullanır.
  7.  Dua: En son bölümdür. Burada, övülen, kendisi için kaside yazılan kişi için dua edilir. Kişi için dua edilir. Kasidenin son bölümüdür.

Kaside Türleri, Kaside Çeşitleri

  • Tevhit: Allah’ın birliğini konu alan kasidelerdir.
  • Münacat: Allah’a yalvarıp, ondan yardım dilenen kasidelerdir.
  • Naat: Hz. Muhammed’i övmek amacıyla yazılan kasidelerdir. Su Kasidesi buna örnektir.
  • Methiye: Halife, padişah, vezir, şehzade gibi devletin üst kademesindeki kişileri övmek için yazılan kasidelerdir.
  • Hicviye: Adı üstünde yergi kasideleridir. Eleştirmek için yazılır. Halk edebiyatındaki karşılığı taşlamadır.
  • Mersiye: Çok sevilen padişahın, halifenin ölümünden duyulan üzüntü için yazılan kaside türüdür. Halk edebiyatındaki karşılığı ağıt, İslâmiyet öncesi Türk Edebiyatındaki karşılığı ise sagudur. Baki’nin Kanuni Sultan Süleyman’ın ölümü üzerine yazdığı Kanuni Mersiye’si meşhurdur. Yine Taşlıcalı Yahya’nın Şehzade Mustafa ‘nın ölümü üzerine yazdığı mersiye de meşhurdur.

Kaside çeşitleri ile kasidenin bölümlerini karıştırmamak gerekir. Kasidenin çeşitleri genelde yazıldığı kişiye, yazma konusuna göre farklı isimler alır. Kasidenin bölümleri ise türü ne olursa olsun hemen her kasidede yer alan bölümlerdir.

Kaside Örneği

Mersiye-i Hazret-i Süleymân Hân aleyhi’r-rahmetü ve’l-gufrân

(Birinci bend)

Ey pây-bend-i dâm-geh-i kayd-ı nâm ü neng

Tâ key hevâ/yi meşgale-i dehr-i bî-direng

An ol günü ki âhir olub nev-bahâr-ı ömr

Berg-i hazana dönse gerek ruy-ı lale-reng

Âhir mekânının olsa gerek cür’a gibi hâk

Devrân elinde irse gerek câm-ı ayşa seng

İnsân odur ki âyine veş kalbi sâf ola

Sînende n’eyler âdem isen kîne-i peleng

İbret gözünde niceye dek gaflet uyhusu

Yetmez mi sana vâkıa-i şâh-ı şîr-çeng

Ol şeh-süvâr-ı mülk-i saâdet ki rahşına

Cevlân deminde arsa-i âlem gelürdi teng

Baş eğdi âb-ı tîğına küffâr-ı Engerüs

Şemşîri gevherini pesend eyledi Freng

Yüz yire kodu lûtf ile gül-berg-i ter gibi

Sanduka saldı hâzin-i devrân güher gibi

(İkinci bend)

Hakka ki zîb ü ziynet-i ikbâl ü câh idi

Şâh-ı Skender-efser ü Dârâ-sipâh idi

Gerdûn ayağı tozuna eylerdi ser-fürû

Dünyâya hâk-ı bâr-gehi secde-gâh idi

Kem-ter gedâyı az atâsı kılurdu bây

Bir lûtfu çok mürevveti çok pâd-şâh idi

Hâk-ı cenâb-ı Hazreti der-gâh-ı devleti

Fuzl u belâgat ehline ümmîd-gâh idi

Hükm-i kazâya virdi rızâyı egerçi kim

Şâh-ı kazâ-tüvân ü kader-dest-gâh idi

Gerdûn-ı dûna zâr ü zebûn oldu sanmanuz

Maksûdu terk-i câh ile kurb-ı İlâh idi

Cân ü cihânı gözlerimiz görmese n’ola

Rûşen cemâli âleme hurşîd ü mâh idi

Hurşîde baksa gözleri halkın dolagelür

Zîrâ görünce hâtıra ol meh-likaa gelür

(Beşinci bend)

Gün doğdu şâh-ı âlem uyanmaz mı hâbdan

Kılmaz mı cilve hayme-i gerdûn-cenâbdan

Yollarda kaldı gözlerimüz gelmedi haber

Hâk-i cenâb-ı südde-i devlet-meâbdan

Reng-i izârı gitdi yatur kendü huşk-leb

Şol gül gibi ki ayru düşübdür gül-âbdan

Gâhî hicâb-ı ebre girer Husrevâ felek

Yâd eyledikçe lütfunu terler hicâbdan

Tıfl-ı şirişki yerlere girsün duâm odur

Her kim gamından ağlamaya şeyh u şâbdan

Yansun yakılsun âteş-i hecrinle âftâb

Derdinle kara çullara girsün sehâbdan

Yâd eylesün hünerlerüni kanlar ağlasun

Tîğın boyunca kara batsun kırâbdan

Derd ü gamınla çâk-i girîban idüb kalem

Pirâhenini pâralesün gussadan âlem

(Altıncı bend)

Tîgın içürdü düşmene zahm-ı zebânları

Bahsetmez oldu kimse kesildi lisânları

Gördü nihâl-i serv-i ser-efrâz-ı nizeni

Ser-keşlik adın anmadı bir daha bânları

Her kande bassa pây-semendin nisâr içün

Hânlar yolunda cümle revân etdi kanları

Deşt-i fenâda murg-ı hevâ durmayub döner

Tîgın Hudâ yolunda sebîl itdi cânları

Şemşîr gibi rûy-ı zemine taraf taraf

Saldın demür kuşaklı cihân pehlevânları

Aldun hezâr büt-kedeyi mescid eyledin

Nâkuus yerlerinde okutdun ezânları

Âhir çalındı kûs-ı rahîl itdin irtihâl

Evvel konağın oldu cinân bûstânları

Minnet Hudâya iki cihânda kılub saîd

Nâm-ı şerîfin eyledi hem gaazi hem şehîd

Baki

Benzer Makaleler

Ağaç yaş iken eğilir atasözünün anlamı nedir?

"Ağaç Yaşken Eğilir" atasözünün anlamı nedir, "Ağaç Yaşken Eğilir Atasözü" ne manaya gelmektedir? Eğitimi oldukça minik yaşlardan itibaren çocuklarımı...

"Vakit Nakittir" Atasözünün Anlamı Hakkında

Bir işin yapılmasında ana para ve emek ne kadar değerliyse, süre de o denli değerlidir. Çünkü her iş, bir zaman dilimi içinde gerçekleşir. Bir işte ku...

Kitap Okumanın Önemi Nedir, Kitap Okumak Niçin Önemlidir?

Kitap okumak insanoğlunun kişisel gelişimini etkileyen en önemli etkenlerden biridir. İnsanın fikir yapısını, hayal dünyasını geliştirir; kelime dağar...

Yorumlar (1)

F
Ferda A.
Kaside Arapça kökenli bir kelimedir. Anlamı yaklaşmak ve niyet etmek demektir. Edebi anlamına bakıldığında ise, kişiyi övmek ve belli bir amaç için yazılmış şiirleri ifade etmektedir. Kasîde, bir edebiyat terimi olarak ilk beytinin mısraları birbiriyle, diğer beyitlerinin ikinci mısraları ilk beyitle kafiyeli, aynı vezinle söylenmiş, en az 15 beyit uzunluğundaki bir nazım biçiminin adıdır. Bu nazım biçimi Arap edebiyatında doğmuş ve oradan Fars ve Türk edebiyatlarına geçmiştir.
728x90 Reklam Alanı